Dimebag Darrell

Aradan tam 3 yıl geçti. O günü hala unutamıyorum. 8 Aralık 2004... Ve her hatırladığımda tüylerim diken diken oluyor. Sabahın köründe, uyurken birden telefonum çaldı. Telefondaki kardeşim "Abi.. Pantera'nın gitaristi ölmüş.." dedi. Uyku sersemi ilk önce anlayamadım ya da şaka filan zannettim. (Nasıl bir şakaysa..) Daha telefonda beni inandırmak için dil dökmeyi sürdürünce "Tamam. Ben bi internetten araştırayım.." dedim. Bilgisayarı açtım uykulu ve telaşlı gözlerle.. Hangi siteden baktım hatırlamıyorum. Google'dı sanırım. Dimebag Darrell yazdığımda en üstlerde bir haber sitesi çıktı. Türkçe.. Haberin ilk satırlarını okumamla şok oldum. Satırlar ilerledikçe yavaş yavaş ağlamaya başladım. Dimebag Darrell yeni grubu Damageplan ile çıktığı bir konserde sahneye atlayan bir orospu evladı tarafından başından vurularak öldürülmüştü.. Başka başka sitelere girip en az bir tanesinde bunun bütün müzikseverlerin kandığı "ÇİRKİN" bir şaka yazmasını umdum. Ama hayır. Herkes yas tutuyordu. Tüm müzikseverler.. Tüm Metal yürekler.. Tüm Rock N Roll destekçileri.

Darrell.. Seni özlüyoruz.. Gittiğin yerde buluşmak üzere.. Çok takılıcaz orda.. Getcha Pull..

Dimebag Darrell & Philip Anselmo

Cabbar Elvis-Metal grubumuz Volbeat'in son klibinde bir kare gözüme çarptı. Bu, grup tarafından bilerek mi yapılmıştır veya o t-shirt'ü giyen çocuğun kendi tercihimidir bilmiyorum ama hangisi olursa olsun Kral'lara saygılarımızı sunuyoruz onlarla beraber.. PANTERA!! PANTERA!!

Klibi de ekleyelim tam olsun.. Neşemizi bulalım.. :





Değişim Süreci

Geçenlerde internette gezinirken bir adama rastlamıştım. Adam 6 yıl boyunca hergün kendi resmini çekmiş ve bunları bir video haline getirerek yıllar boyunca geçirdiği değişimi paylaşmış internette. Şimdi ben de bu arkadaşınki kadar piskopat olmasada, pazartesi spor salonuna başladıktan sonra her hafta, kendimde gördüğüm ve hissettiğim değişiklikleri yazıcam. Niye mi? Bilmiyorum...

GeForce 8500 GT

İşe girdikten beri alışveriş çılgınlığımı dizginlemekte zorlandığımı anlatmıştım. Bununla alakalı olarak eski dostum, AMD işlemcili, tüplü monitörlü, optik sürücüsüz bilgisayarımı sattım ve bir arkadaşıma canavar bir sistem toplattım. Hava atmak gibi olmasın ama sistem şudur :

-Asus Anakart
-Intel Core2 Duo 4400 2.00 Ghz İşlemci
-Samsung 200 GB Harddisk
-1 Gb DDR2 Ram (x2)
-Asus GeForce 8500 GT 512 Mb Ekran Kartı
-Asus 18X Dvd-Rw (LightScribe)
-Asus Siyah Kasa
-Asus 19" WideScreen LCD Monitör
-Microsoft Klavye / Mouse Seti

Görüldüğü üzere ne çalıştırırsam çalıştırayım bana mısın demeyecek bir sistem normalde. Ben de hemen birkaç oyun yükleyeyim dedim. İlk yüklediğim oyunlar Pro Evolution 2008, Crysis ve Test Drive Unlimited oldu. Ama o da ne? Oyunları gayet güzel grafiklerle oynamama rağmen umduğum gibi "Köklerim grafik ayarlarını maximum'a, bakarım keyfime dude.." olayını yapamıyordum. Grafik ayarlarını maximum'a getirdiğimde takılmalar, kare atlamalar oluyordu. Sonra nedenini araştırmaya koyuldum. Ve sorunumun cevabını ekşi sözlük'te buldum. Entry'lerden birinde ekran kartım için "Oyun oynamak için alınmaması gereken kart" yazıyordu ve altında bazı ekran kartlarının oyun performanslarının test sonuçlarının yer aldığı şu adres vardı..

http://www23.tomshardware.com/graphics_2007.html

Link'teki grafiğe bakınca şok oldum.. Benim 512 MB ekran kartım oyun performanslarında son sıralarda yer alıyordu. Sonuç olarak bir süre sonra bu kartı değiştirip sistemime daha yakışan bir kart alacağımdır. (Kuku bulup kıllısını aramak değil, olmuşken tam olsun düşüncesi..) (Bu arada bilgisayarı toplayan arkadaşın hatası değil bu çünkü ben en iyi fiyat/performans oranını istedim.. Pff..) Size ne ki şimdi bundan di mi? Ne güzel bilgilendiriyorum lan işte..

Oyun oynamak için bu kartı almayın.. :)

Çok orjinal, çok başarılı veya çok farklı bir cover değil ama benim çok hoşuma gitti ve blogum aracılığı ile paylaşayım istedim dudes.

Sera'nın awesome kedisi Chester'ın, Michael Douglas'ın Temel İçgüdü filminde attığı bakışlar ve takındığı tavırların benzerlerini sergileyerek, sera'nın arkadaşının bacağıyla yaşadığı ateşli seks'in görüntüleri :


Efsanevi vokalistlerden Sebastian Bach (Ex-Skid Row)'ın oldukça hatrı sayılır bir kitlenin heyecanle beklediğini bildiğim albümü "Angel Down" sonunda çıktı. Bu albümde yer alan "By Your Side" şarkısının canlı ve akustik versiyonunu albüm çıkmadan önce dinlemiş ve çok beğenmiştim. Şimdi albümü baştan sonra dinledikten sonra diyorum ki : Bence albümün en güzel şarkısı "By Your Side".. Direk efsane parça olmuş. Genel olarak albümü yorumlayacak olursam; Tam Bach'tan beklediğim gibi.. Hard Rock & Glam tadıyla dolu bir albüm. Açılış şarkısı Angel Down'a yorum gerekmiyor zaten. Gereğini yapmış Sebastian. Diğer şarkılara baktığımızda ise 3 şarkıda Axl Rose (Guns N Roses)'un Sebastian'a eşlik ettiğini görüyoruz. Aslında bu albüme bir tane de Rob Halford düeti çok iyi giderdi bence. Ahh bir de bassları Steve DiGiorgio çalmış olsaydı. Neyse. Uzun uzun yok bu şarkı böyle olmuş şu şarkı şöyle olmuş yazmayacağım. Saf, gümbür gümbür Hard Rock işte. Kaçırmayın, Es Geçmeyin!..

Aylar sonra gelen edit : Bass'ları Steve Digiorgio çalmış zaten albümde.. Selamlar burdan kendisine.. :)

Bu iki siteyi bileniniz vardır, bilmeyeniniz vardır. Bilmeyenler için; Gittigidiyor bir açık arttırma sitesi, Sahibinden ise online satış sitesi. Ben önceleri bu tarz sitelere güvenmezdim. Ama birkaç ufak işlem yaptıktan sonra alıştım ve güvenmeye başladım. (Herkese ve her siteye değil tabii ki..) Daha sonra gittigidiyor.com'dan bilgisayarımı sattım, sahibinden.com'dan iPod'umu aldım. Ve sonra bir de baktım ki açık arttırmaları takip eder olmuşum. Bu iki site hakkında detaylı gözlemlerimi, tavsiyelerimi, keşfettiğim püf noktalarını daha sonra yazacağım. Bu arada gittigidiyor'a (bir miktar hisse alarak) ortak olan ve açık arttırma sitelerinin en başarılı/tanınmış olanı için şöyle buyrun : eBay.

Stonedirt

Macar bir grup keşfettim. Stonedirt. Albümlerinin adı "Redneck Blues".. Kim ki bunlar? Nasıl bir grup? diye soracak olursanız : Heriflerde hayvan gibi, delice, buram buram, oh yeah baby, manyak bir şekilde PANTERA tadı var. Utanmasam yeni PANTERA diyeceğim. Tabii ki PANTERA'nın yanına bile yaklaşamaz dünya üzerindeki hiçbir grup ama PANTERA, Southern Metal, Thrash seven bir yapınız varsa bu albümü ve grubu "SAKIN KAÇIRMAYIN!.."

iPod Touch vs iPhone

İşe girmemle birlikte "Çılgınca para harcamalıyım hacı. Her gördüğüm şeyi almalıyım ki kazandığım para yetmesin, her ay züğürt gezeyim yine.." fikrinin beynime yerleşmesi sonucu hemen bir iPod Touch aldım kendime.. Aslında çok güzel bir alet.. Hoş, şık..

Şu iTunes dışında başka bir yazılım ile kullanılamaması çok sikko bir durum yalnız. iTunes kadar da kullanıcı dostu olmayan bir yazılım daha görmedim. (Belki görmüşümdür..) Neyse, iyi güzel kullanıyorum. Ama iPhone denen canavarı görünce biraz mal gibi hissettim kendimi. Benim iPod Touch'ın bütün özellikleri aynen var. Ve o özelliklere artı olarak telefon ve kamera fonksiyonları var. iPod Touch'ın özellikleri (Multi-Touch, WiFi internet, v.s.) bile gayet YENİ NESİL iken, aynı özelliklere sahip, dokunmatik ekranlı ve kameralı bir telefona sahip olma fikri çok şahane be! Neyse, gün ola, harman ola..

1440 X 900

19" Asus Widescreen monitör'de çözünürlük olarak desteklenen en yüksek seçenek olan 1440 x 900 kullanmak süper oluyormuş. Görüntü adeta ayna, masaüstü adeta bir ova, ben ise kırlarda çılgınca koşan küçük çocuk.